KARAKAYA EVLERİ
![]()
“Mimarlık tarihi bunun gibi ziyan edilmiş fırsatlarla doludur, üzülecek bir şey yok.”
Buna rağmen, bu yapıyı gerçekleştiremediğime belki tüm diğer gerçekleşmeyen tasarımlarımdan daha çok yakınıyorum. Çünkü bu yapı daha büyük bir “sosyal” projenin parçası idi: Akdeniz, Ege kıyılarında terk edilmiş bir “Rum” köyü bulup, eski fiziksel dokuyu yenileyip neredeyse bir komün oluşturmayı hayal etmemiş Türk entelektüeli yok gibidir. Bodrum yarımadasında, eski Gümüşlük köyü Karakaya da bunlardan biridir. Orada yer edinenler arasında, birçok daha ünlü kişi yanı sıra biz de vardık. Üç ortak, Karakaya’nın yenileşme sürecinde, tek bir arsada ev yapacaktık. Ancak, mimar ve plancı kimliğim nedeniyle Karakaya’nın geleceği için basit (ancak onaylanmayası hedeflenmeyen) bir “ilkeler planı” yanı sıra, burada yapılacak tüm yenileme ve çevre düzeni ayrıntılarını da tanımlayan bir “tasarım rehberi” hazırladım. Çünkü gelecekteki komşularla toplantılar sürecinde, onların standart ve pek konforlu projelerini görüp bu müthiş çevre nitelikleri barındıran yerleşime hiç de yakıştıramıyordum.
Sonunda, bizim evimiz konusunda, ortak bir yaşama mekânını paylaşan, onun etrafında örgütlenmiş üç ortak için üç ayrı yatma birimi içeren bir plan önerdim. Yatma birimleri biraz kulemsi, yaşama birimi ise, tonozumsu olacaktı. Ama bu biçimler, geleneksel imgelere dayalı olmalarına karşın hiçbir biçimde replika olmayacaktı. Örneğin tonozun eksenini, manzaraya, günbatımına doğru biraz eğdim. Bu iş için uygulayamadığım bu biçimin çok sonra Arata İsozaki tarafından inşa edildiğini görmek de doğrusu tepemi attırdı.
Tahmin edilebilir nedenlerle, Karakaya köyü “bizler” tarafından değil de daha örgütlü kişiler (olağan şüpheliler) yani bir takım yapsatçılar tarafından imar edildi. İleriki yıllarda, bizim hayali komşularımızın, Priene sırtlarındaki Doğanbey’e üslendiklerini duydum.
Bu proje, 4. Ulusal Mimarlık Sergisinde Ödül Adaylığına seçildi.




