Kalkan Han
![]()
Yaklaşık on yıllık bir Akademik çalışma dönemi sürecinde yapılan önemsiz (mimari) işler, bir iki yarışma projesi ve başka mimarlar için yapılan tasarımlar bir yana bırakılırsa; gerçek mimarlık yaşamına; on yıllık ama çok deneyimsiz bir mimar olarak bu yapı ile girdiğimi söyleyebilirim. O zamanlar, daha da “uzaklarda” olan küçük Akdeniz kıyı köyündeki bu onaltı odalı mini otel işinde, mimari projenin yanı sıra, hafriyattan tefrişe kadar tüm aşamaları bire bir kendi ellerimle ve yalnız başıma gerçekleştirdim diyebilirim. Üstelik deneyimsiz bir Belediye’ye, ilk kez, evrensel standartlarda çizilmiş ve de hiç gereği yokken Anıtlar Kurulundan (Antalya) geçirilmiş bir proje sunarak. Kalkan Han’ı yaptığımız arsada yarı yıkık bir yapı vardı, büyüleyici yer duygusunun etkisinde kalarak, onun çizgilerini ve çevredeki Rum ustalarından kalmış motifleri alabildiğine yorumladım. Parsel de çok küçük olduğu için, “içi dışından daha büyük” bir yapı yapabilmem gerekiyordu. Genç bir yönetici olan işveren, farkında olmadan (bu deyim henüz duyulmamıştı bile) bir “Butik Otel” istiyordu. Yapı, sonradan “minimalist” olarak nitelendi. Yani hiç moda değilken tesadüfen moda olacak bir üslup ile gene sonradan moda olacak deyimiyle bir “butik otel” yaratmışım.
Mal sahibi bu otel işinden özel nedenler ile vazgeçince, işletmeyi üstlendik. Kalkan Han, çok güzel günler yaşadı, “Dünyanın En Güzel Küçük Otelleri” ve “Türkiye’nin En Güzel Küçük Otelleri” kitaplarına geçti. Çevrede bizi örnek alan bir kaç genç girişimcinin de katılımıyla Kalkan özel bir rüzgâr yakaladı. Otelimizde kalan yabancıların tipolojisi ise bu arada; yazar, ressam, botanikçi, arkeolog, leydi, lord düzeyinin altına düşmüyordu. Derken, dünya değişti (1980’ler) ve Kalkan “turistik” oluverdi. Çiftini çubuğunu satan yerel halk turizmci olmaya karar verdi, dağ taş ucuz otel ve pansiyon yapılarıyla doldu. Yerel yönetimlerin dar görüşlülüğü ve halkımızın kıyılara yerleşme ve kalkınma ihtirasının katkısıyla ikinci konut furyası da başladı. Olumsuz değişimi gören arkeologlar, leydiler hemen ortalıktan çekilip yerlerini üç kuruşa bira içen İngilizlere bıraktılar. Bizim butik otelin de böylece sonu gelmiş oldu. Otel 6 yıl kapalı kaldı. 2009’da zaten tescilli olan bu yapıyı restore edip konuta çevirmeye karar verdik. Aşağıda bu amaçla Bölge Koruma Kurulu’na sunduğum acıklı dilekçeden bir bölüm:
“…artık bu konumda bir ‘Butik Otel’ işletmesi olanaksız hale gelmiştir. Kalkan Han, dört yıldır bu nedenle kapalıdır, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı bu konuda tarafımıza anlayış göstermiş ve kapatma kararımıza onay vermiştir. Müellifi olduğum, Mimarlık yaşamımda önemli bir yer tutan, neredeyse ellerimle inşa ettiğim bu yapıyı yaşatabilmek için ortaklarımla yörede yaptığımız araştırmalar sonucunda bulabildiğimiz tek çözüm bu yapıyı onayınız ile tadil ederek dükkân ve konuta çevirerek geri kazanmak ve yaşamını sürdürebilir kılmaktır.”
Tadilat önerim, gerçekten Kurul’un büyük anlayışla onaylandı. Şimdilik Turizm kaybetti ama Mimarlık kazanmış gibi gözüküyor.



