REKLAMEVİ, NİŞANTAŞI
![]()
Bir gün, birileri çıkagelip, mimara şöyle bir “brief” verirse:
“Öyle bir yer olsun ki, ormanların içinde kaybolmasın, duvarları denizle aşınmasın. Ne zihinlerimizi eritecek kadar sıcak, ne kalplerimizi üşütecek kadar soğuk. Düşlerimiz kadar renkli, düşüncelerimiz kadar tarifli. Öyle bir konak olsun ki bu, gözlerimiz uzağa, ellerimiz işe uzansın”.
Mimar da oturup yazmaya başlar:
“Reklamevi için tasarlanan bu yapı bence sahiplerine benzedi. Onlar da böylece yeni yapılarını sevdiler. Bir iki görüşmeden sonra program belirlendiğinde, çalışanlar tanındığında, yıkılacak olan kentiçi villası hüzünle gezildiğinde, giderek örnekleri azalan azınlık mimarisinin özenli cepheleri yakın sokaklarda arandığında, tasarım belirginleşmişti. Teknolojik, çağrışımlı, aydınlık, dışavurumcu, çeşitli, cayırtılı ve fakat kurumlaşmış, ağır, korunaklı, geometrik, renkli, derinlikli. Bu çelişkileri bir araya koymalı ama sentez yapmamalı. Yarım yıkılmış veya yarım başlamış bir şeyler olmalı… Kapının önündeyiz. Çağıran, biraz da ürküten renkli bir giriş. Siyah ama aydınlık bir lobi. Granit. Yüzlerce nokta ışık. Bir şeyler sergileniyor olabilir. Biraz kağıt ve boya kokusu. Uğultu. Resepsiyonda dağınık ve özenli birileri. Telefonlar. Ardında geniş, yükseltisince kavranan, sonu olmayan dairesel bir merdiven. Her katta kare taşlıklara çıkıyor. Çalışma birimlerini birbirine bağlayan ikişer katlı iç boşluklar. Yoğun çapraz iç trafik için saydam ve aydınlık. Cephede kirli havalı ve gürültülü dış dünyaya bakan, kare pencereli odaların korunaklı dış yüzleri. Parselin şu ön köşesinde, dört kat üstüste çıkan klimalı bir sera. Ağaç mı dikerler, papağan mı beslerler, balon mu uçururlar kim bilir… Açık ve yüreklendirici idiler. Korkusuz ve zevkli bir iş oldu”.
Reklamevi yapısı dönemini aşan bir yapı olarak, kullanıcılarından, mimari çevrelerden öte kentsel kamuoyundan da çok olumlu tepkiler aldı. 1.Ulusal Mimarlık Sergisinde, Proje Dalı Ödülü aldı. İşvereni tarafından uzun yıllar keyifle kullanıldı.
Değişen koşullar sonucunda (Reklamevi’ne yabancı ortak gelmesi, ajans kadrosunun büyümesi, kentsel merkezin dönüşümü vb.) ajans başka bir yere taşındı, yerli ortaklar da kendilerine ait olan bu yapıyı sattılar. Galiba bir tekstil firması olan yeni sahibi ise yapının zemin katını kapalı garaja dönüştürmeye çekinmemiş. Bizi bu süreçte ne arayan oldu, ne de soran. Defalarca Mimarlar Odası’na başvurdum, ne yapabilirsiniz diye. Ödüllü yapılar tescil edilsin diye yazılar yazdım. Kimse aldırmadı.










