YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
![]()
İşverenin kararsızlıkları, ya da bu ülkede, yöneticilerin sık sık değişmesi sonucunda mekânsal ve işlevsel niteliğinden çok şey yitiren bir projemiz daha.
Ataköy yerleşimi içinde, eski Baruthane yapısının restore edilerek yöreye hizmet edecek çapta çok amaçlı bir kültür merkezine dönüştürülmesi kararı, bizde az rastlanır düzeyde ve heyecan verici bir düşünce idi doğrusu. Bu rüzgar ile tasarım sınırlarını zorladığımızı söyleyebilirim. Uzun ve gayretli bir sunum sonucunda, işveren tarafından onaylanan önerimize göre, mevcut “U” biçimli taş yapı hiç bir mimari müdahale yapılmadan restore edilecekti. İçine, “yapı içinde yapı” ilkelerine göre yeni işlevleri karşılayacak çağdaş açık ve kapalı kitleler yerleştirilecek, yeni strüktür eskiye hiç bir biçimde “değmeyecek”, yapısal olarak (brüt beton) ve geometrik olarak da (yeni doğrultular ve açılar ile) eskisinden farklı olarak okunabilecekti. İki ayrı strüktürün, özellikle zeminde, temelde ve çatıda birbirinden ayrı çalışması için çok özel detaylar geliştirildi, dilatasyon teknikleri önerildi. İç mekânda, gizli aydınlatma ile gösterilen eski duvarların önünde yeni çıplak beton doku, gerçekten dramatik ve iyi bir etki yapıyordu. Bu görece küçük yapı; içine sığdırılan iki kotlu, rampalı akışkan mekânı ile 250 kişilik bir sinema, 400 kişilik bir tiyatro-gösteri-konser-konferans salonu, bir sanat galerisi, dört kültür dükkanı, dört birimli yönetim ofisleri, bir café-bar, bir “happening-show” amfisini dostça ve uyum içinde barındırabilecek biçimde düzenlenebilmişti. Ne ki, uygulamaya geçildiğinde, hesaba katılmayan bir şey oldu: işletme, Belediyeye devredildi ve karşımıza Belediye (Başkanı: Yıldırım Aktuna) adına duruma el koyan bir tiyatro oyuncusu çıkartıldı. Kendisinin iddialı, hatta şiddetli talepleri üzerine; Tiyatro bölümünde, neredeyse sahne kadar artist odası, salon kadar da sahne yapıldı. Tabi yapının geri kalan bölümü de salona dönüştürüldü. Çok işlevli, esnek kullanımlı bir Kültür Merkezinin işleyişi konusunda, daha önce birçok danışmanla çalışmıştık. Ancak bu tiyatrocu, tüm kararları altüst etti. “Yöneticiler geçici, yapılar kalıcıdır” dediysek de dinletemedik.
Bugün, Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezine gidenler; belki, bir zamanlar, mimarların neler tasarlamış olduklarının bazı izlerini bulabilirler.











