URFA ATATÜRK BARAJI
![]()
ATATÜRK BARAJI ŞANTİYE YERLEŞMESİ, OFİS VE OKUL YAPILARI, URFA
Urfa Atatürk Barajı şantiye yerleşmesi; çok kısa zamanda kurulup, baraj inşaatı boyunca yaklaşık 10.000 kişiyi tüm ihtiyaçlarını karşılayarak barındıran; iş bitiminde ise büyük bölümü, olabildiğince dönüştürülebilir biçimde sökülen, bir minik kent, bir şantiye kasabasıdır.
İnşaatın gerektirdiği özel atölyeler yanı sıra her türlü çağdaş işlevi barındıran bu sanayi kasabası 245 hektara yayılıyordu. Bu iş sürecinde, özel olarak kurulan bir büroda yoğun bir ekip çalışmasıyla 245 hektar alan tümüyle planlandı, 181.500 m2 yapı tasarlandı ve uygulandı. Onbin kişinin yaklaşık sekiz- on yıl yaşamını sorunsuzca sürdürebileceği tam donanımlı bir kasaba yoktan var edildi. Aynı kasabanın yanında, onun işlevlerini rahatsız etmeyecek, ancak zaman zaman da bu yerleşim ile iç içe olmak üzere makine gibi çalışacak son derece karmaşık bir şantiye düzeni kuruldu. Projelerin, çok hızla üretilip yapıya dönüşme zorunluluğu çeşitli yapım teknolojilerini de öngören ciddi modüler sistemler geliştirilmesini gerektiriyordu. Otel, cami gibi bir iki özel yapı dışında kalanlar olabildiğince rasyonel olarak tasarlandı. Tüm yapılarda özellikle sert günışığı ve sıcak ile mücadele etmek üzere iç boşluklar, geniş saçaklar, havalanma yarıkları düşünüldü.
Fırat’ın büyüsü içinde, çorak topraklarda yaşanan bu tasarla- yap- sök deneyi bizim için her mimarın karşılaşamayacağı bir eğitim süreci oldu.
İşverenin (ATA İnşaat) ve ekipteki daha deneyimli kişilerin de katkısıyla, zamanına göre büyük boy bir büronun da nasıl verimli bir biçimde çalışabileceğini de öğrenmiş olduk.
ATATÜRK BARAJI ŞANTİYE YERLEŞMESİ, VIP OTEL, URFA
Atatürk Barajı Şantiye yerleşmesini tasarlayan ekip içinde; 84 yataklı VİP Oteli, Cami gibi bazı “katı” ve kalıcı yapıların ayrıntılı tasarımı ve uygulama denetimleri bana düştü.
Büyük toplantı mekanları içeren bu çok yıldızlı otele, odaları dışarıya -Baraja- bakan bir kervansaray formatı uygun düşüyordu. Orta mekan, bölünebilir-birleşebilir toplantı alanlarının yüksek bir örtü ile kaplanması ile oluşturuldu. Oda koridorları bu mekana katılıyor. Klima ve mutfak bacaları, girişi vurguluyor.
ATATÜRK BARAJI ŞANTİYE YERLEŞMESİ, KARABABA CAMİSİ, URFA
Atatürk Barajı’nın arazisini ilk gördüğüm gün, Fırat’ın iki yakasında mühendisler, elektronik ölçüm aletleriyle ay yüzeyi gibi bir alanda (Erciyes’in, belki de Nemrut’un volkanik serpintisinin örttüğü, binyıllardır, insan, su, tarım ve yapı görmemiş topraklar) çalışıyorlardı. GAP’ın bereket ve gelişme getireceği umulan çevre yerleşmelerde, yoksulluktan güç hayvanı bile edinemeyen köylüler, karasabanı, insan gücüyle çekiyordu. Arazide, yere oturduk. İşveren ATA İnşaat yöneticilerinden biri, bir söylence anlattı: Buralarda, Karababa diye bilinen bilge kişi, eski günlerde,
Fırat’a tam burada gem vurulacağını öngörmüş; o gün kendisi adına bir cami yapılmasını istediğini belirtmiş.
Yüzyıllar, (binyıllar?) sonra o iş bize düşmüştü.
Yeni bir cami tasarlamanın, hele çağdaş bir camiyi alıcı- kullanıcılarının görüşlerine uygun veya rağmen tasarlamanın ne denli zorlu bir iş olduğunu burada yaşadım.
Olabildiğince düz, beyaz, sakin, saf geometrik biçimlerin kullanılmasına; zorunlu süslemelerde, daha basit, algılanabilir, uygulanabilir ve yöreye daha yakın duran Küfi üslubun uygulanmasına karşın, bu işte pek yenilikçi bir sonuca ulaşabildiğimiz söylenemez. Gene de, uygulamasını da üstlendiğim bu süreçte geleneksel süsleme sanatları ve zanaatçıları ile çok öğretici buluşma ve çalışmalarımız oldu.
Karababa sonuçtan mutludur umarım.





















